Düşünceden korkmak her zaman olagelen. Keşke düşünce insanlara bu kadar ağır gelmeseydi. Düşünce, fikir yani eskilerin diliyle. Ne zaman, düşünce dedik ya işte! Gülümse. Düşünceden anladığımız belki de sadece budur.
Okumazsam düşünce yok, okursam olan şey düşünce mi, yasak mı, korku mu? Korku mu yasağı besliyor, yasak mı korkuyu. Bilen varsa doğrusunu beri gelsin de bizi engin düşünceleriyle aydınlatsın.
Düşünce ne işime yarar benim. Düşünceyle ancak borsa düşünce işim olur, ya da faizler çıkınca. Faiz düşünce yanıma gel de sana düşüncenin en derinini açıklayayım.
Yaz oğlum, belki düşünceye değer veren biri vardır da o denk gelir yazdıklarına. Belki bir okuyanın çıkar. Ama ben yazınca düşünceden yana onlar sadece ne kadar ettiğini soruyorlar, ne kazanıyorsun. Ben de cevapladığımda kimlik ve onur, ama mührü resmi dairede vurdurman gerekmiyor mu?
Okuluma giderim, ödevimi yaparım, düşünceye sıra geldiğinde notlarım düşer diye hiç oralı olmam. Bana ne düşünce diye diye notlarım düşünce babama ne derim ben, baban gibi adam ol, der bana, düşünce notların gelme yanıma.
Korku en büyük düşüncedir dedi adam, evet kork ve korkut. Korkunun felsefesini üret ki tesirin kuvvetli olsun. Senden büyük düşünce adamı olmaz o zaman, havalısındır artık, çünkü korkuyu üretenden insanlar korkar, sevgiyi üreteni ciddiye alan olmaz.
Bir kitap okusan derse okumam demek belki yakışık almaz ama okumayı kurtarmak, mış gibi yapmak mümkün, mümkün yolları var. Hem düşünce uğramaz konforunu tedirgin etmeye, hem de günü kurtarırsın işte, fena mı.
Bizim oralarda bir düşünce adamı vardı. Hep düşünürdü. Düşündüğünü dile getirmeye geldiğinde ise konuşamaz, işin içinden çıkamadıkça da edepsiz kelimelerle etrafa tehditler savururdu. Yok, derdi yok, bizde düşünce adamı yok, lanet olsun. En sonuncusu dedemin dedesi zamanında yaşamış.
Takmışsın dedi, varsa yoksa düşünce. Sen mi kurtaracaksın dünyayı, yoksa kâtip mi olacaksın. Sana ne, otur keyfine bak, ne ortadoğusu, ne bopu, durumun kötü, hasta olacaksın diye korkuyorum. Bak sonun iyi değil, kitap, okuma, düşünce diyen bir tanıdığım vardı uzaktan, mahkemelerden beri gelemedi. Uzaktan diyorum ha, yanlış anlaşılmasın. Çok şükür herhangi bir yakınlığım yoktur kendisiyle, biline de başımıza işler gelmeye.
Zararsız Düşünceler Mektebi diye bir okul kurmuş biri, oraya kayıt yaptırmalı. Hem düşünmeli, hem açık etmemeli, açık etmek düşünceye zarar. Mesela bir ayak yuvarlağı oyunu hakkında saatlerce düşünmek serbest, sayfalarca makale okumak, yazmak, orada burada tartışmak. Ama serbest olmaz ha başka meseleleri dillendirmek. Akla zarar düşünceye karşıyız efendim.
Siyaset yapsak olmaz, tarih eleştirsek olmaz, eğitimi ele alsak olmaz, din iman işine girsek olmaz, edebiyatı alt üst etsek olmaz, peki biz ne yapacağız. Yapacak iş mi yok, bi çay söyleyeyim de laflayalım oradan buradan. Laflarken laf kaçırırsam ağzımdan, işte o lafı deme.
Dergimiz var alır mısın, okur musun. Alamam, param yok diyemeyeceğim, var param ama okumaya niyetim yok. Yoksa paraya ne olmuş, her gün saçıyorum dört bir yana. Ben de alamam çünkü ne yaptığınızı sanıyorsunuz ki, nedir yani. Size düşene kadar düşünce daha nitelikli bir şey değil mi, edebiyat, öykü, şiir falan. Canın sağolsun üstad, o da bir düşünce en nihayetinde. Ama bu sözlerinizle düşürdünüz değerini düşüncenin.
Bunların diyor, beynini yıkamışlar. Allah Allah, nasıl yıkıyorlar şu beyin dediğinin şeyi. Peki senin beynini kim yıkadı. Benim beynim özgür düşünceden yana. Hımm, demek özgür düşünce sensin, araya araya bulamadığım. Düşünceyi özgürleştiren sensin yani, çok memnun oldum. Dağıtalım biraz, derdi, kederi unutalım, dünyayı biz mi kurtaracağız.
Sonra düşüne düşüne adam hakikate yaklaştı en sonunda, dedi ki, bir düşünce adamı bulursam ona soracağım ki düşünce olmazsa düşeceğimiz yer neresidir, alçalacağımız.
Ahmet Örs / Tasfiye 10
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder